İlik | Tarryn Fisher Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Marrow
Yayınevi: Aspendos Yayınevi
Yazar: Tarryn Fisher 

"Gençliğimizde yıkılıyoruz. Ardından da yıkıntıları, yetişkinliğimiz boyunca kefenimizde taşıyoruz."

Bone'da bir ev...
Evde bir kız...
Kızda bir gizem...

Kitabın konusu; Margo diğer kızlara benzemiyor. Bone denilen izbe bir mahallede, lanetli bir evde onunla iki yılı aşkın bir süredir konuşmayan lanetli annesiyle yaşıyor. Günlerini kendini görünmez hissederek geçiriyor. Ancak tekerlekli sandalyedeki komşusu Judah Grant'le arkadaşlık etmeye başlayınca işler değişiyor. Mahalleden tanıdıkları yedi yaşındaki Neveah Anthony kaybolunca Judah bu olayı çözmede Margo'ya yardımcı oluyor. Margo'nun öğrendikleri onu değiştirip hayata karşı yeni bir bakış açısı geliştirmesine sebep oluyor. Çocuk istismarcıları ve tecavüzcüleri bir bir hedef alarak kötü insanları bulup onları cezalandırmaya karar veriyor.
 Ancak kötüleri avlamak tehlikeli bir iş ve Margo kendi ruhu dâhil her şeyi kaybetme riskiyle karşı karşıya...

İlk sayfalar da her şey yavaş yavaş ilerledi. Judah ve Margo'nun tanışması, Margo'nun annesinin ruhsal hastalığı, her şey yavaş yavaştı. Ama sonra bir şeyler değişti. Sağlıklı ortamda büyümeyen bir kızın, şiddetin içinde büyüyen bir kızın gelecekte ruhsal durumu bozuk bir kızın neye dönüştüğünü gördük. Tabi ondan sonra her sayfasını, her bölümünü soluksuz okudum. İlk başlarda alışık olmadığım bir anlatım tarzı ile karşı karşıya kalsam da ilerleyen sayfalarda hiç zorlanmadan gayet güzel ve akıcı bir şekilde ilerledi. 


Obur ev, beni hep bir bekleyiş içerisine soktu. Sanki, her an bir paranormal bir olay yapacakmış da yapmamış gibi. Gerçi, kitabın sonlarına doğru, bu ev hakkında ki düşünceleriniz, fikirleriniz biraz karışıyor. 

"Çocukların acı çekmesiyle ilgili yapılacak bir şeyin olmamasından ve dünyanın çoğunu bu konuda aciz kalışlarını, onların acı çektiğini bilmiyormuş gibi yaparak örtbas etmesinden..."


Yazar, günümüzde de süre gelen, çocuk istismarlarına, tecavüzlere, tacizlere o güzel kalemi ile değinmek istemiş. Her ne kadar bu tür olayların yaşanmasını istemesek de maalesef günümüz de bu tür olaylar hala yaşanmakta. "Siz ne kadar görmek istemeseniz de, duymak istemeseniz de, yardım çağrılarına cevap vermemekte kararlı olsanız da, birilerinin bir şeyler yapması gerekiyor." demiş yazar... Tabi ki bu tür olaylara Margo'nun yaklaşımı gibi yaklaşmamamız gerekiyor ama, diğer insanlar gibi de sessiz kalmamamız gerekiyor. Bir şeyler yapmak gerekiyor öyle değil mi? 

Kesinlikle oturmamış, havada kalmış kısımlar, mantık çerçevesinde yazılmamış yerler, çabucak yazılmış bir son var. Teşekkür kısmında bu kitabın nasıl ortaya çıktığını anlatmış. Bu fikrin nasıl aklına düştüğünü.
Fakat, her sayfasına 3-4 post-it harcadığım bu güzel kitap beni çok etkiledi. Tarryn Fisher, size harcadığınız zamanı dakikası dakikasına değerli kılacak bir kitapla karşınızda. Kitaba puanım 4,5/ çünkü bazı bölümlerde gereksiz uzatmalar da yok değildi. 

Kısa zaman da, yazarın diğer kitaplarını da alıp okumak istiyorum. Güçlü bir kalem olduğu kesin. 


"Şimdi de kendime gülümsüyorum, günahlarımla gurur duyuyorum. Aslında, gururlu falan da değilim. Hiçbir şey değilim."

''Kendi iliğimi, kim olduğumu, ne olduğumu düşündüğüm günlerde Bone'u özlüyorum. Bir yerden ayrılabilir; orayı terk edebilirsiniz ancak orası sizden asla ayrılmaz. "

"Bugün varız, yarın yokuz; ederimiz bir avuç anı..."